Hukukçu Figen Çalıkuşu: YSK üyeleri tarihsel sorumluluklarını unutmamalı

Erdoğan 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek seçimlerde yeniden aday oldu. Çeşitli siyasi partiler Erdoğan’ın adaylığının hukuken mümkün olmadığı gerekçesi ile YSK’ya itirazlarını sundu. Bu itirazlar YSK tarafından karara bağlandı. YSK Başkanı Ahmet Yener de Erdoğan’a yönelik itirazların Anayasanın 101. Maddesini gerekçe göstererek kabul edilmediklerini açıkladı.

YSK tarafından gerekçeli kararın altında 10 imza olmasına dikkat çeken Hukukçu Figen Çalıkuşu ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yüksek Seçim Kurulu’nun kararının altında 10 imza görüyoruz. 10 üyeden söz ediliyor, başkan, başkanvekili ve 10 üye. Yüksek Seçim Kurulu Kanunu’nda 7 asil 4 yedek üyeden oluştuğu yazılı. 10 üye nasıl izah ediliyor? Kendi aralarındaki yedekleri seçmediklerini düşünsek bile yedek eksikleri var ve birlikte karar almamaları gerekiyor. Önce bunu kayda geçirmek gerekiyor.

Yüksek Seçim Kurulu’nun verdiği bu kadar, Yüksek Seçim Kurulu Yasası’na izah edilebilecek şekilde bir uygunluk taşımıyor. Kararın burada bir meşruiyetlik tartışması ortada, bunu gözden kaçırmamak gerekiyor.

“KARAR ÇOK ZORLAMA BİR YORUM”

Tekrar ediyorum, 10 imza var; yasa 7 diyor. Bu 10 imzanın izaha muhtaç olduğu ortada. Bu çok önemli. Diğer taraftan; bizim anayasamızda hala kabul tarihi 07.11.1982 ve anayasamızın dördüncü maddesinde rejimin Cumhuriyet olduğu ve değişmediği yazıyor. Yüksel Seçim Kurulu’nda çok zorlama bir yorumla, Anayasa’da köklü değişikliğe gidildiğinden, bu maddenin ilga edildiğinden v.s söz ediyoruz.

Anayasa’nın açık emri var: Bir kimse 3 kez cumhurbaşkanı seçilemez, ancak iki kez seçilebilir. Açık emre aykırı bir yorum kimse yapamaz. Yüksek Seçim Kurulu burada çok ciddi tarihsel sorumluluk taşıyor. Kurul demekten vazgeçelim, üyeler… Orada 10 imza atan üyelerin tarihsel sorumluluğu var. Bizim yasalarımızda bile kıyas yasağı vardır. Yasalarda bile açık bir yorum varsa kıyas yapamazsınız, esnetemezsiniz. Ancak muallak bir durum varsa yapılabilir. Anayasa hiçbir şekilde yorumlanamaz. Anayasanın 101. maddesi çok net. 101. maddeyi 3 kategoride değerlendirebiliriz. 101. maddede bir değişiklik yapılmış ama korunan nedir diploması olması, iki kere seçilmesi. Bunun altına gelen düzenlemede, eski maddede, TBMM içinden çıkacak seçim üsulu düzenleniyordu, o kaldırıldı. Yerine halk oyuna gelecek bir cumhurbaşkanının ne şekilde aday olacağı yazıyor.

“YASAMANIN YETKİSİNİ KİMSE KULLANAMAZ”

Birinci kısım korunuyor, ikinci kısım revize ediliyor. En alt kısım ilga ediliyor. O da nedir; Cumhurbaşkanı’nın varsa partisiyle ilişkisi kesilir. Yani ilga edilen sadece bir madde var. Yüksek Seçim Kurulu burada öylesine zorlama ve sıkıntılı, kendisini darda hissederek bir yorum yapıyor ki 101’in toptan ilga edildiğini söylüyor. Hayır efendim, işte bu çok ciddi bir tarihsel sorumluluktur. Anayasanın yerine geçemezler, yasamanın yetkisini kimse kullanamaz.”

Hukukçu Figen Çalıkuşu, Erdoğan’a yapılan itirazda son kararın YSK’da olması ve Anayasa Mahkemesi’nin karar vermemesi ise şu sözlerle değerlendirdi:

“KARAR YARGI DENETİMİNE KAPALI”

“Maalesef anayasadaki hükme göre, YSK’nın verdiği kararlar bir yargı kararı olmadığı için Anayasa Mahkemesi’ne gidilemiyor, bireysel haklara müdahale niteliği taşımıyor. Diğer taraftan da kararları yargı denetime kapalı. Ama tabii ki burada açık anayasaya aykırılık hali olduğu için Anayasa Mahkemesi de kendisini korumakla yükümlü olduğu için Anayasa’ya karşı bir yerde açık bir tehdittir. Yok saymak suçtur. Bu noktada inceleme yapılabilir. Vatandaşlar başvurabilir Anayasa Mahkemesi’ne ama bu mesele burada bitmez. Tarih bunun tanığıdır, hepimiz de şahidiyiz. Ama hukuk ölmediği, yaşadığı sürece bu gerçek her zaman karşımıza çıkacaktır. Orada imzası olan her kişinin karşısına da çıkacaktır.

YSK’NİN 10 ÜYESİNE SANDIK TESLİM EDİLECEK”

Tarihi bir seçime giriyoruz. Anayasa böylesine yorumlamaya kalkan Yüksek Seçim Kurulu demiyorum Yüksek Seçim Kurulu’nun 10 üyesi, bu seçim sandıkları kendilerine teslim edilecek. Bu tarihsel sorumlulukları unutmadan hareket etmeleri gerektiğini bekleriz bu ülke insanları olarak.

Diploma ile ilgili de diyor ki, noter onaylı belge karşımda olduğu için, ben bunu sorgulayamam. Hayır efendim, itiraz edenler, o noter onaylı belgenin tüm çelişkilerini sunduklarına göre ülkenin bu seçim güvenliğinden sorumlu tek en üst düzey kurulu olan Yüksek Seçim Kurulu üyeleri o belgenin aslını istemek zorundaydılar, bunu da yapmadılar.

Bu tarihsel sorumluluk bu yükün altına da girdiler. En azından 14 Mayıs günü başka bir tarihsel sorumluluk, bir hukuksal ayıbın altına imza atmasınlar dilerim. 10 kişi neden imza atıyor, neden karar alıyorlar kendi kurul kanunlarına aykırı olarak. Bunu da sık sık hatırlatalım.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir